ORFF EĞİTİMİ
 
                Okulumuzda çocukların ruhsal ve bilişsel gelişimine pozitif katkıda bulunduğuna inandığımız müzik, ritim ve drama çalışmaları birbirne entegre ve paralel olarak ele alınmakta ve çocuklarımızın fantazmatik dünyasının getirdiği zenginliğin bir  dışa vurumu olarak görmekteyiz.
                
               Müzik çalışmalarımızdaki temek hedefimiz müziğin evrensel bir dil olduğunun farkına vardırmaktır.  Her çocuğun doğuştan getirdiği müzik sevgisi ve yeteneğini geliştirebilece inancındayız. Ancak burada temel olan, 0-6 yaş döneminde  çocuğun doğasında olan müziğe olan ilgiyi  doğru yöntemlerle pekiştirmek, birlikte üretmenin keyfine varmasıdır. Bunu yaşayan bir çocuk, müziğin evrensel bir dil olduğunu fark eder ve sınırlı düşünme ve varolma biçimlerinin ötesinde bir anlayışla bütünleşir. 

                
Çocuklarımız kendi istekleri doğrultusunda müzik - ritim çalışmalarına katılırlar, hayal güçlerinin sınırlarını zorlarlar ve birlikte uyum içinde hareket etmenin keyfine varırlar. Burada öğretmen, farkındalık sağlayan ve çocukların aktif olarak yapmaları denemeleri için uyaran sunan rolündedir.
            
              Besteci Carl Orff' un geliştirdiği, Orff yaklaşımı anlayışına göre,  "müziğin birincil sebebi insanın varoluşudur"  ve müzik demek yaratım-üretim anlamına gelir. Müzik, hareket, dans ve dil birbirleri ile bağlantılıdırlar. Yani yalnızca dinlemekten ibaret değildir müzik,müziğin içine  ancak aktif katılımla nüfuz edilebilir.’ ”
[1] Carl Orff bu yüzden eğitim yaklaşımını, performans, yaratıcılık, aktif dinleme ve çözümleme gibi, öğrencilerin müziğe ve kendi kabiliyetlerine yabancılaşmayacakları, herbirinin bağımsız birer müzisyen olmalarını destekleyen temeller üzerine kurmuştur. 

           

insan merkezli yaklaşım

                “Orff eğitmeni çocukların bireysel farklılıklarına saygı gösterir ve her çocuğun maksimum müzik potansiyalini geliştirmek için geniş çeşitlilikte yollar kullanır. Örneğin şarkı söylerken sesini kullanma konusunda sıkıntı yaşayan bir çocuk, bir bar enstrumanı (ksilofon vb.) ile verilmiş melodi ile bu durumun üstesinden gelebilir çünkü melodinin bar enstrumanı ile çalınması görsel bir pekiştireç ihtiva eder. Böylece tek boyutlu bir yaklaşımla başarılamayacak olan ‘yetenek geliştirme’ her çocuk için mümkün hale gelir.”[1]

Bu alıntıya şöyle bir eleştiri getirilebilir: Çocuğun başarılı olamayacağı bir konuda (sesini müzikal olarak doğru kullanma) ısrarcı olunması ne kadar doğrudur? İlk başta akla gelebilecek bu soru aslında tam da Orff yaklaşımının bir yönünün anlaşılması açısından önemlidir: Yukarıda da değindiğimiz gibi Orff yaklaşımında özne ‘müzik’ değil ‘insan’dır. Yani müziği verili kurallarla ya da değerlerle icra etmesi gereken biri değildir öğrenci, tam tersine onun yaptığı şey müziktir.

            “Bütün öğretmenler bilir ki tüm çocuklar hareket etmeyi sever. Bu yüzden Orff müzik eğitimi sözlü öğretim kadar (ya da bilişsel eğitim kadar) bedenin kullanımı aracılığıyla yapılacak tüm öğretim olasılıklarına da açıktır. Çünkü Orff-Schulwerk gerçekten çocuk merkezli bir yaklaşımdır.”[1]

            “Sürekli bir şekilde doğaçlamalar yapan bir çocuk ürettiği melodileri kayıt altına almak isteyecektir. Böyle bir çocuğun, notasyon öğrenmek için doğal olarak kendinde bir sebebi vardır ve doğal olarak notasyona ihtiyacı olduğunu böyle bir çocuğa anlatmak hiç de zor değildir.”[2]

            Yani Orff aslında tüm disiplinler için ideal olan eğitim yaklaşımı sergilemektedir. Bir öğrenciye ihtiyac duymadığı ya da yapmaktan keyif almadığı  bir şey öğretmeniz zoraki bir yaklaşım olacaktır. Önemli olan öğrenilecek konu değil, öğrenecek kişidir. Öte yandan, doğaçlama, araştırma gibi süreçlerle de öğrenci merkezli özelliği vurgulanabilir.

Orff  çalgıları

            Carl Orff eğitim yaklaşımı için kendi adıyla anılacak olan ve -daha bir çok sebebinin yanında- çocukların çalabileceği, ustalık gerektirmeyen ve çocukların sevdiği eylemlerden birine yönelik olacak vurmalı enstrumanlar seçmiştir. Kısaca davullar, ksilofonlar,   ve blok flüt olarak gruplayabiliriz. Böylesi bir enstruman seçimi Orff yaklaşımına özgüdür ve başlıca sebepleri şöyle özetlenebilir.

            “Orff eğitmenleri vokal sesinin birincil melodi enstrumanı olduğu konusunda hemfikirdir.”[1] Ancak özellikle okul öncesi ve ilk öğretim çağındaki çocuklardan seslerini doğru kullanmalarını (doğru tonda söylemek, detone olmadan söylemek vb.) beklemek yanlış bir yaklaşım olacaktır. Seslerini tanımaları ve üzerinde hakimiyet geliştirmeleri için hem en keyifli hem de en başarılı yollardan biri çocukların, ‘Orff Çalgıları’ olarak bilinen bar enstrumanları ile (ksilofon (xylophone), glockenspiel, vibrofon vb.) çalışmaları olacaktır. Başta da belirttiğimiz gibi bu çalgılar görsel pekiştireç olarak işlevsel olduğu kadar hem çocuklar için müthiş keyif verici olmakta hem de vokal seslerini kullanırlarken onlara doğru sesleri duyarak referans almalarını sağlamaktadır.

Bu enstrumanların bir diğer özelliği vurmalı çalgılar olmalarıdır. Çocukların küçük ve büyük motor hareketlerini bu çalgılar aracılığıyla, müzikle beraber kullanıyor olmaları, onların müziğin içine nüfuz etmelerinde bilişsel süreçler ya da müzikten aldıkları haz kadar önemlidir.



YARARLANILAN KAYNAKÇA


 

Discovering Orff – Jane Frazee with Kent Kreuter  - Schott Music Corporation 14
Discovering Orff – Jane Frazee with Kent Kreuter  - Schott Music Corporation Sf:14
Discovering Orff – Jane Frazee with Kent Kreuter  A.g.e 55
Discovering Orff – Jane Frazee with Kent Kreuter  A.g.e 20
Discovering Orff – Jane Frazee with Kent Kreuter  A.g.e 20

Copyright 2011 - Özel Kabataş Eğitim Vakfı Anaokulu | Kullanım Koşulları | Gizlilik Politikası
    
Kullanım KoşullarıGizlilik Sözleşmesi